Cüneyt Arkın’a kim silah zoruyla film yaptırdı

Bu gece Zakkum’un ANASON parçasını dinlemek düştü yine bana… AZALIYORUZ işte; “YARINSIZ ADAMLARDIK” biz, önce halkımız, ülkemiz derdik.

Cüneyt Abi, durup dururken, kavgalı gürültülü filmlere başlamadı. Kaç kişi bilir bilmem, 2 kez kurşunlandı; 1.sinde evi, 2.sinde ayağı. İlkini yapanlar bir partinin gençlik örgütü idi, ona silah zoruyla bir film yaptırdılar. Diğeri mafya…

Aydın bir yurtseverdi. Artık; YILMAZ (Güney), CÜNEYT Abi gibi öyle oyuncular olmayacak, YARINSIZ ADAM, ÖĞRETMEN KEMAL gibi filmler de çekilmeyecek. Düzen istemiyor çünkü; 1950’lerde, belki de ondan bir kaç yıl daha önce başlayan kırılma noktasından geldik bu günlere… AĞLAMA ÜLKEM…” diye başladı Mehmet Aydın sözlerine.. Cüneyt Arkın’ lal 50 yıllık dostluğunu ve yaşadığı acıyı böyle anlatmaya başlıyor..

Mehmet Aydın, Cüneyt Arkın’ın oynadığı” Öğretmen Kemal”, ”Deli Şahin” ve ”Yarınsız Adam”, ”Tek Başına” ve ”Destan” filmlerinin senaryolarını yazmış. ”

Harika bir adamdı; dost, delikanlı ve sıcaktı.. diyor onun için.

1972 yılının sıcak bir Eylül ayı ve Adana’ da Altın Koza ödülleri için yarışacak olan filmler. Bu konu önemli bir tarih ve öğrenmek istiyorum. ”O günün şahidi kim var” dediğimde, ”Çoğu hayatta değil bugün” diyor.

Kendisi de bizzat orada değilmiş ve kafasında çok net. ‘

‘Yılmaz Güney siyasi olarak çok popüler o sıralar.. Festival jürisinin ilk oylamasında Yılmaz Güney’in Baba filmi En İyi Film, Yılmaz Güney ise En İyi Erkek Oyuncu seçiliyor; ancak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın duruma itirazı sonrası yeniden toplanan jüri, ilk oylamada ikinci olan Yılmaz Duru’nun Kara Doğan filmini En İyi Film, Yaralı Kurt filmindeki performansıyla da Cüneyt Arkın’ı da En İyi Erkek Oyuncu seçtiğini belirtince Cüneyt Arkın bu durumu kabullenmiyor ve çok sinirleniyor”

Mehmet Aydın ”Festivalden çok kısa bir süre önceydi. Ben Yılmaz abiye yeni bir senaryo yazıyordum, evime geldi. Cüneyt Arkın da yakında oturuyordu. Onun arabasını görünce o da geldi.. Bir ara yalnız konuştular. Ne konuştuklarını bilmiyorum ama; yılmaz abi şoförü Abdurrahman Keskiner’i evine yolladı. ”Git benim eve, Fatoş ablana söyle, gardrobun üzerindeki kutuyu versin, getir onu” dedi. Kutu geldi ve Cüneyt Abi’ye hediye edildi. İçinden bir tabanca çıktı. O sıralar çok sıkıntılı günlerdi, film piyasası işletmecilerin elindeydi ve yapımcılara senet verirlerdi. Mafyanın gölgesinde filmler çekilirdi. Bununla ilgili konuşulduğunu düşünüyorum.. Cüneyt abinin Yılmaz Abi’ye hayranlığı büyüktü; ödülü reddetmesinin altında da bu saygı var sanırım. Alamazdı o ödülü ve öyle de yaptı” diyor.

Kara Murat serileri Cüneyt Arkın’ın yaşamında ve kariyerinde çok önemli bir yer tutmuş; tabii Türk halkının da. Bugün sokaktan geçen ve yaşı en az 50 civarında olan her erkek çocuğu sokakta bir kez ”Ben Kara Murat’ım!..” diye bağırmıştır.

Bu serilerde Fatih Sultan Mehmet Han karakteri ile bilinen Bora Ayanoğlu ile 1972-1978 yılları arasında tam 7 adet tarihi film çekmişlerdi. O da zarafetiyle anlatıyor ve yad ediyor kendisini.

”Tıp fakültesinden sınıf arkadaşı olan ilk eşiyle görürdüm onu. Eskiden İstanbul Şehir Operası, tiyatroya bağlıydı. Ben oyuncuydum Cüneyt’ in eski eşi hem doktor hem de operada solistti. Onu almaya gelirdi. Babam Sami Ayanoğlu Fatih’i eski versiyonda canlandırmıştı. Türker İnanoğlu bu rolü bana teklif etti; ben de hiç düşünmeden kabul ettim. Rumeli Hisarı’nda bir kulede bana kostüm, makyaj, bıyık ve sakal takıp Fatih Han yaptılar. Cüneyt de bir başka odada, yani kulede beni bekliyordu. Ben o halde içeri girer girmez hazır ola geçmişti; şaşkın ve büyük saygı içinde.” diyor.

“Filmlerinde dövdüğü tüm adamlara ekstra para verirdi. Mert ve düzgün bir adamdı” diye anlatıyor.

Yokluk ve imkansızlıklar içinde çektikleri filmleri unutamıyor. O atlı sahneleri çekebilmek için buldukları atın hikayesini, ” Cüneyt çok gülmüştü” diye kahkahalar içinde anlatıyor şimdi.

”Atı zapt edemedik bir türlü, Palamutköyü yakınlarında çekim yapıyoruz. Mehteran ve askerleri kalabalık gösterebilmek için çok çırpınıyoruz; ama at durmuyor bir yandan, sürekli solluyor bizi. Sahibini çağırdı Cüneyt ; o da ”Bu trafiğe çıkan vasıta atı abi, araç görürse sollar” deyince günlerce gülmüştü rahmetli” diyor.

Sinemadan bir yıldız kaydı.

Doktor, aktör, dövüş ustası, baba ve de dünyayı kurtaran adamı, Cüneyt Arkın’ı kaybettik.

Çocukluğumuz ve gençliğimize ait her fotoğraf solup gidiyor bir bir..

Büyümek ve olgunlaşmak bize düşüyor ve de korumak cumhuriyetin değerlerini..

Özlem Kalkan